Yer: News Tour onü / Saat:
Sabahın erken saatlerinde Antalya’dan hareket ediyoruz… Toros Dağları’nın kıvrıla kıvrıla yükselen yollarında ilerlerken Akdeniz’in sıcak havası yavaş yavaş yerini serin yayla esintilerine bırakıyor. Yol boyunca göreceğimiz toprakların binlerce yıl boyunca medeniyetlere ev sahipliği yaptığını öğreniyoruz.
AĞLASUN’DA KÖY KAHVALTISI
İlk durağımız, Torosların eteklerinde saklı kalmış huzurlu bir Anadolu kasabası olan Ağlasun… Burada mis gibi dağ havası eşliğinde yöresel ürünlerle hazırlanmış muhteşem bir serpme kahvaltı yapıyoruz. Taze köy ekmekleri, doğal tereyağı, keçi peyniri, ev reçelleri ve demli çayın kokusu arasında güne adeta Anadolu’nun kalbinde başlıyoruz.
Veee “Birazdan göreceğiniz Sagalassos, yalnızca bir antik kent değil…
Dağların zirvesine kurulmuş, Roma İmparatorlarının gözdesi olmuş kayıp bir medeniyet…”
“Bulutların Üzerindeki Şehir”
SAGALASSOS ANTİK KENTİ
Torosların yaklaşık 1500 metre yüksekliğinde kurulmuş bu görkemli Antik Kent bizleri adeta zamanda yolculuğa çıkarıyor. Bir dönem Pisidia bölgesinin en güçlü şehirlerinden biri olan Sagalassos; Roma İmparatorluğu döneminde “İmparatorların Favori Şehri” olarak anılmıştır.
Devasa tiyatrosuna çıktığımızda karşımızda uzanan dağ manzarası nefes kesiyor… Antoninler Çeşmesi’nde hâlâ 2000 yıl önceki kaynak suyunun akıyor olması ise misafirlerimizi büyülüyor.
“Düşünün… Bundan yaklaşık 1800 yıl önce burada filozoflar yürüyordu… Tüccarlar agorada alışveriş yapıyor, Roma askerleri bu sokaklardan geçiyordu… Ve şimdi aynı taşların üzerinde biz yürüyoruz…”
Sagalassos’un en etkileyici yanı ise doğayla bütünleşmiş olması…
Dağların arasında saklanan bu şehir, büyük depremler sonrası terk edilmiş ama yüzyıllarca bozulmadan günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır.
Sabahın erken saatlerinde Antalya’dan hareket ediyoruz… Toros Dağları’nın kıvrıla kıvrıla yükselen yollarında ilerlerken Akdeniz’in sıcak havası yavaş yavaş yerini serin yayla esintilerine bırakıyor. Yol boyunca göreceğimiz toprakların binlerce yıl boyunca medeniyetlere ev sahipliği yaptığını öğreniyoruz.
AĞLASUN’DA KÖY KAHVALTISI
İlk durağımız, Torosların eteklerinde saklı kalmış huzurlu bir Anadolu kasabası olan Ağlasun… Burada mis gibi dağ havası eşliğinde yöresel ürünlerle hazırlanmış muhteşem bir serpme kahvaltı yapıyoruz. Taze köy ekmekleri, doğal tereyağı, keçi peyniri, ev reçelleri ve demli çayın kokusu arasında güne adeta Anadolu’nun kalbinde başlıyoruz.
Veee “Birazdan göreceğiniz Sagalassos, yalnızca bir antik kent değil…
Dağların zirvesine kurulmuş, Roma İmparatorlarının gözdesi olmuş kayıp bir medeniyet…”
“Bulutların Üzerindeki Şehir”
SAGALASSOS ANTİK KENTİ
Torosların yaklaşık 1500 metre yüksekliğinde kurulmuş bu görkemli Antik Kent bizleri adeta zamanda yolculuğa çıkarıyor. Bir dönem Pisidia bölgesinin en güçlü şehirlerinden biri olan Sagalassos; Roma İmparatorluğu döneminde “İmparatorların Favori Şehri” olarak anılmıştır.
Devasa tiyatrosuna çıktığımızda karşımızda uzanan dağ manzarası nefes kesiyor… Antoninler Çeşmesi’nde hâlâ 2000 yıl önceki kaynak suyunun akıyor olması ise misafirlerimizi büyülüyor.
“Düşünün… Bundan yaklaşık 1800 yıl önce burada filozoflar yürüyordu… Tüccarlar agorada alışveriş yapıyor, Roma askerleri bu sokaklardan geçiyordu… Ve şimdi aynı taşların üzerinde biz yürüyoruz…”
Sagalassos’un en etkileyici yanı ise doğayla bütünleşmiş olması…
Dağların arasında saklanan bu şehir, büyük depremler sonrası terk edilmiş ama yüzyıllarca bozulmadan günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır.
ISPARTA HALI MÜZESİ
Rotamız Isparta Halı Müzesi.
Burada sadece halılar görmüyoruz… Aslında Anadolu’nun sessiz tarihine tanıklık ediyoruz. Yüzlerce yıllık el dokuması halılar, kök boyalarla işlenmiş desenler ve her motifin taşıdığı anlam bizleri geçmişe götürüyor.
Eskiden Anadolu’da genç kızlar duygularını konuşarak değil, halı motifleriyle
anlatırdı…
Bir desen; sevgiyi, özlemi ya da bekleyişi temsil ederdi…”
Müzedeki her halı; bir annenin sabrını, bir ustanın emeğini ve Anadolu
Kültürünün zarafetini taşıyor…
KARACAÖREN BARAJI TEKNE TURU
“Torosların Saklı Turkuaz Cenneti”
Günün finalinde ise doğanın huzur veren yüzüyle buluşuyoruz…
Toros Dağları’nın arasında gizlenmiş muhteşem Karacaören Barajı’na ulaşıyoruz.
Turkuaz renkteki berrak suyu ve etrafını çevreleyen yemyeşil ormanlarıyla burası adeta gizli bir göl cenneti gibi… Teknemize binerken hafif rüzgâr yüzümüze çarpıyor ve şehir hayatının tüm yorgunluğu geride kalıyor.
“Bir zamanlar bu vadilerden yalnızca kervanlar geçerdi… Bugün ise Torosların kalbinde, sessizliğin ve doğanın tam ortasında yol alıyoruz…” Gökyüzünün mavisiyle gölün turkuazı birbirine karışırken misafirlerimiz bol bol fotoğraf çekiyor, müzik eşliğinde çaylarını yudumluyor ve unutulmaz bir atmosferin tadını çıkarıyor. Karacaören’in huzur veren manzarası, gün boyunca yaşadığımız tarih ve kültür yolculuğunu doğanın dinginliğiyle tamamlıyor…
ANTALYA’YA DÖNÜŞ
“Bir Günde Binlerce Yıllık Yolculuk…”
Göller Bölgesi’nin eşsiz doğası, Gül kokuları, antik şehirleri, gizemli mağaraları, Torosların saklı gölleriyle ve mistik atmosferiyle dolu unutulmaz bir günün ardından Antalya’ya doğru dönüş yolculuğumuza başlıyoruz. Güzergahımızda Karacaören barajında mola vererek yaklaşık saat 19:00 civarında Antalya’ya varıyor ve misafirlerimizi aldığımız yerlere bırakıyoruz. bir başka NEWS TOUR organizasyonunda yeniden buluşmak üzere Hoşçakalın…